Öykü: Otel Odası (Bölüm 1)
25 Mayıs 2008 yazar CeyhunCakar, Öykülerim altında. 2 Yorum
Güneş ışıkları, perdeleri tamamen açılmış pencereden Nazlı Soydan’ın sekizinci kattaki ofisine doluyor; ünlü bir mimarın sanat eseri gibi döşediği ofisi bir kat daha güzelleştirioyrdu. Oysa, Nazlı bu güzelliğin farkına varamayacak durumdaydı. Sürekli saatine bakıyor ve sekreterini arayıp Hikmet Bey’in gelip gelmediğini soruyordu.
- Niye bu kada telaşlanıyorum ki, diye düşündü. Hikmet hiçbir zaman vaktinde gelmez zaten.
İçi biraz olsun rahatlamıştı. Pencereden İstanbul manzarasına daldı,. O kadar dşünceliydi ve öylesine dalmıştı ki çalan telefon onu koltuğundan zıplattı.
- Nazlı hanım, Hikmet Bey geldiler efendim.
- Tamam, teşekkür ederim, Sevinç.
Ayağa kalktı; boy aynasının karşısına geçip üstünü gerek olmamasına rağmen düzeltti. Geçen ay kırk iki yaşına basmıştı. Buna rağmeni hâlâ alımlı ve güzeldi. Görünüşüne dikkat eder, yüzme havuzundan bakım salonuna koşardı. Odasından çıktı, katın karşı tarafındaki Hikmet’in ofisine çalışanlara selam aceleyle yürüdü. Zaten ofisteki diğer çalışanlarca pek sevilmez, kendisi de bunu umursamazdı. Şişman eski sekreterinin suratsızlığına aldırmadan ve ona tek kelmie etmeden Hikmet’in kapısını çalıp içeri girdi.
- Nazlı Hanım buyrun.
Nazlı, Hikmetin karşısındaki koltuklardan birine oturdu.
- Seninki yine surat asıyor.
Hikmet gülümsedi.
- Ona yaptığını bana da yapsaydın, ben de surat asardım.
Nazlı, zoraki bir gülümsemeyle cavap verdi.
- Kızgın mısın, yoksa bana.
- Ben mi? Yo, bana bir şey yapmadın ki.Geçmişte ne yaşarsak yaşayalım işimi iyi yaptığın sürece benimle bir sorunun olmaz. Ofiste altında çalışanlarla aranda devamlı gerginlik yaratmana rağmen işini iyi yapıyorsun.
- Hikmet, beni sen terk etmiştin.
Nazlı, bugünkü dertlerini unutup Hikmet’le saatlerce eski defterleri konuşabilirdi ama Hikmet buna izin vermedi. çantasından sarı bir dosya çıkardı.
- Dedektifin raporu, dün akşam konuştuk.
Nazlı dosyayı aldı. Sayfalarını karıştırıp bir süre okudu. Yüzündeki endişe ifadesi dehşete dönüştü.
- Yusuf senden önce de zengin bir kadınla evlenmiş anlayacağın. Senden daha zengin, hatta benden de zengin. Kadın iki buçuk yıl önce öldürülmüş. Yusuf’u da araştırmışlar tabi. Pek bir şey çıkmamış.
- Ama…
Nazlı bir süre duraksadı. Ne diyeceğini bilemiyordu.
- Ama evlendiğimizde fakirdi. Eğer kadın zenginse…
Nazlı sustu. Hikmet ayağa kalktı, Nazlı’nın yanına geldi. Eliyle dokunarak Nazlı’nın sağ koluna omzunun hemen altındaki morlukları gösterdi.
- Bunları senden para koparmak için yaptı, değil mi? Kumar için.
- Onca parayı kumarda harcamış olabilir mi?
Hikmet gülümsedi. Nazlı’nın başındaki bela onu onu ilgilendirmiyor gibiydi. Yardım ediyor, ama umursamıyordu. Nazlı, ürpererek belki de bana tepeden bakmak için yardım ediyor diye düşündü.
- Her neyse, bu adam tehlikeli. Bana sorarsan bugün eve gitme. Bir iki hafta bir otelde yaşa. İzin işini ben hallederim. Nasılsa, Yusuf parasız kalınca bir açık verecektir.
- Peki, dedektif.
- Şimdilik parasını ben ödedim. Bu ayki maaşından verirsin. Hesap numarasını biliyorsun.
- Peki, dedi Nazlı. Daha fazla konuşmak istemiyordu. Ayağa kalktı., eteğini hafifçe düzeltti. Aceleyle odadan çıktı. Kimseyle konuşmadan odasına yürüdü. Paltosunu aldı ve mesai saatinin bitimini beklemeden dışarı çıkıt.
Ceyhun Çakar