Rss Feed

Düşünce Kutusu

Öykü,Şiir

Arşiv Haziran, 2008

Düşünceler: Fantastik Öykü Yaşamdan Kaçış mıdır?

30 Haziran 2008 yazar CeyhunCakar, Düşünceler altında. Yorum Yok

Öykülerimde fantastik öğeler kullanmayı seviyorum. Gerçekte var olmayan yeni dünyaların bizi içinde bulunduğumuz dünyadan kurtardığı, ve fantastik öykü türünün geniş kitleler tarafından sevilmesinde okuyucusunun bu dünyaya ait dertlerinden kaçmak isteği kesinlikle önemli bir yer tutuyor. Bu durum çok ağırlaşırsa, bireyi gerçeklerden koparması ciddi sorunlara yol açabiliyor. Peki öykü de fantastik öğe kullanımını öykücü başka amaçlarla kullanamaz mı? Hatta fantastik öğeler gerçeği anlatmak için benzetmeci gerçekçilikten daha başarılı olabilir mi?

Benim kişisel görüşüm kesinlikle olabilir. Örneğin hepimizin aşkı anlatmak için kullandığımız kalp çizimlerini bir düşünün. Gerçekle bu kadar ilgisiz başka bir şey olabilir mi? Aşk sonuç olarak insan beyninde (düşüncelerinde veya duygularında) ve içgüdüsel olarak insan kanındaki hormonlardadır. Her iki koşulda da insan kalbi ile direk bir bağlantısı yok. Ek olarak bizim yaptığımız çizim, gerçek insan kalbiyle karşılaştırıldığında oldukça gerçek dışı. Oysa biz aşkı edebiyat içinde hormonların molekül çizimleriyle veya kalbi gerçek kalbin birebir resmiyle anlatmaya kalksak, bizim bugün kullandığımız kalbe göre gerçeğin çok daha az bir kısmını anlatabilmiş olmaz mıyız?

Gerçek dünyada, öykü yazarının anlatmak istediği ile konusuyla ilgisi olmayan veriler birbiriyle iç içedir. Benzetmeci gerçekçi bir anlatımda bu ikisini birbirinden ayırmak yazar için çok zor olabilir. Sanatın doğanın taklidi olduğu veya olması gerektiği görüşü bence iyice tartışılmalıdır.

Ceyhun Çakar

EkleBunu Sosyal Paylaşım Butonu

EkleBunu RSS Ekle Butonu

Wanted (Aranan) Filmi Hakkında

29 Haziran 2008 yazar CeyhunCakar, Seyrettiğim Filmler altında. Yorum Yok

Bugün kardeşimle Wanted filmini seyrettik. Vizyona yeni giren bu film Matriks’in izinden gidiyor, temposu en az Matriks filmi kadar yüksek ve kullanılan efektler arasında büyük benzerlikler var. Holywood’un yeni transferi Timur Bekmamvetov tempoyu yüksek tutmayı ve seyircisine adrenalin salgılatmayı iyi beceriyor. Açıkçası yazar olmaya çalışan birisi olarak öykü yapısı zayıf, seyircisini efektlerle tavlamaya çalışan filmleri çok sevmiyorum. Öykü oldukça sığ ve film bizi çok etkilemese de Wanted hafta sonunu adrenalin dolu bir sinema deneyimi ile geçirmek için çok uygun.

Film: Wanted

Yönetmen: Timur Bekmamvetov

Oyuncular: James McAvoy, Morgan Freeman, Angelina Jolie

EkleBunu Sosyal Paylaşım Butonu

EkleBunu RSS Ekle Butonu

Öykü: Tanrıçanın Seçimi (Bölüm 2)

18 Haziran 2008 yazar CeyhunCakar, Öykülerim altında. 1 Yorum

“Ne hakla kadın olmaktan bahsediyorsun. Senin ve kardeşlerinin başına gelen onun da başına gelsin diye Rhea ile ben saklamıştık Zeus’u ve taş yutturmuştuk Kronos’a oğlunun yerine. Kronos’un karnında eşit değil miydin Hades ve Poseidon’la? Oysa kadınların iktidara getirdiği Zeus hor gördü kadın hakkını. Hades’e yeraltını verdi, Poseidon’a denizleri. Seni ise yalnız karısı olarak yanına aldı, altına yatasın sözlerini onaylayasın diye. Bu koymadı sana. Sen vermedin mi iktidarı erkek soyuna. Şimdi ise Klytaimnestra’nın kadınlık hakkından bahsediyorsun.”

Hera ayağa kalkıp Gaia’nın gözlerine bakarak yanıt verdi.

“Sen hâlâ Uranos çağında çağımda yaşıyorsun, Gaia. Çok zaman geçti o çağın. Şimdi erkekler yönetiyorlar dünyayı. Bizimse elde edebileceğimiz tek iktidar benimkisi. Onu da bırakmamı mı istiyorsun? O durumda ne kalır elimizde, söyle? Klytaimnestra’da benim yolumu tuttu ve bir erkeğin karısı olmaktan gelen iktidarı seçti. Bir zamanlar senin olduğun gibi kocamıza denk değiliz belki ama bir umudumuz var gerçek kadın iktidarı için. Hakkımı isteseydim alabilecek miydim Zeus’tan. Yoksa tamamen iktidarsızlaşmak mı olacaktı payıma düşen. “
Gaia’nın küçüldü bedeni. Teni ve saçları benzedi insan soyuna. Çıplak bedeni yeni doğurmuş bir anneninki gibi güzeldi. Hera’ya baktı.

“Seni alıyorum ama affetmiyorum Hera. Çok istemiştin Truva’nın düşüşünü. Agamemnon ölecek ve Klytaimnestra’nın olacaktı şehrin zenginliği. Düştü Truva ve Orestes yürüyor kadın ve erkeğin yan yana yaşayıp yan yana öldüğü topraklara. Bağrıma binlerce kadının ölüsü düşüyor. Zeus tahta çıktı çıkalı acım dinmiyor, bırakmıyor o çocuklarıma eziyet etmeyi. Bir insan olarak karışacağım insanların arasına ve bir insan olarak savaşacağım Orestes’e karşı. Böylece kışkırtmam Zeus’u ve diğer tanrıları kendime karşı. Katıl bana, savaş benimle birlikte, Hera. O zaman vermem

Klytaimnestra’yı ve uyur huzur içinde koynumda.”

Hera ayağa kalktı ve öylece durdu kısa bir zaman. Yüzü kaskatı kesilmişti. Ne diyeceğini bilmiyordu.

“Gaia, gelemem seninle, bağıla benimle. Senin kadar özgür olamam. Bunca zaman insanlara tepeden baktım. Tanrısal güçlerimi bırakıp onlar gibi yaşayamam artık.”

Gaia yanıt vermedi. Sırtını döndü ve gitti. Kayboldu sisin içinde. Hera dizlerinin üstüne çöküp Klytaimnestra’nın açıkta kalan cesedine bakarak gün batana kadar ağladı.

Orestes, diğer Aka krallarının yanında bir tepenin üzerinden uçsuz bucaksız bir vasiyi seyrediyordu. Yaz sıcağının sararttığı otlar arasında binlerce kadın, erkek ve çocuk cesedi vadiyi kaplamıştı. Muzaffer krallar neşeliydi. Orestes birkaç adamıyla birlikte vadiden aşağı indi ve gözüne çarpan yaralı bir kadının yanına gitti. Kılıcını çekip acı içindeki kadının boğazına soktu. Vadiyi acı bir çığlık kapladı ama kadın ölmemişti. Orestes adamlarını yanına çağırdı.

“Bu kadın, Zeus’un lanetlediği bir tanrıça olmalı. Onu Zeus’un tapınağına götürüp kilitleyin. Tanrıların arsına girmenin sonu kötü olur.”

Yaralı kadın konuşmadı, yalnız tapınağa götürülürken insan kaplı tapınağa acıyla baktı.

Hades bıçağını Klytaimnestra’nın çıplak karnına saplayıp göbeğinin altına kadar yardı. Klytaimnestra’nın iç organları dışarı çıkmıştı. Gırtlağını yırtarak attığı çığlık Hera’yı uyandırdı. Klytaimnestra’nın Tartoros’ta çektiği bütün işkenceleri rüyalarında görüyordu. Düş gördüren tanrıça İris’ seslendi yatağımdan.

“Yalvarırım yeter İris, artık buna dayanamam. Zeus’un isteği bu biliyorum. Karısından vazgeçmek istemiyor ama Klytaimnestra’nın başına gelenleri görmemi istiyor, aynı şeyi yapmayayım diye. Yeter İris, öğrendim artık her kadın kocasının kölesi olmalı. Tanrıçaların en büyüğü de dahil buna.”

Zeus duydu karısının sesini ve Hera’nın yanına geldi.

“Daha değil Hera. Bir süre daha bu acıyı çekip buna itaat etmeyi öğrenmelisin. Orestes bir kadın adamış bana işgal ettiği topraklardan. Tapınağa benimle gel, senin yanında almak istiyorum hediyemi.”

İki tanrı Zeus tapınağına geldiklerinde karşılarında tanrıça Gaia’yı görünce şaşırdılar. Gaia Zeus’a aşağılayan gözlerle baktı.

“Utanıyorum üstünde oturduğun tahtı sana verdiğim için lanet olası tanrı. Bu yüzden reddettim tanrıçalığı. Tartaros’a at beni ve çektirebildiğin her acıyı çektir bana ama hatırla bu kehanetimi: İnsan gücü devirecek seni. Ben ki Toprak Ana’yım, bilirsin olur dediklerim.”

Zeus ne diyeceğini bilemedi bir an. Öfkeli gözlerle Gaia’ya baktı.

“Seni Tartaros’a atmayacağım Gaia. Sen Hera gibi değilsin, acılar güçlendirir seni. Ayrıca toprağa bereketini vermelisin yine. Aç insanları yönetmek zordur. Toprağın altına zincirleneceksin ve bereketini vermeye devam edeceksin. Yanında savaştıklarında Tartaros’a götürülmeyecek. Gerçek zincirlerin onlar olacak. Sen itaat ettikçe koynunda uyuyabilecekler.”

Tanrılar Zeus’un istediğini yerine getirdi. Gaia’yı toprağın altına zincirlediler ve toprağın üstünde kölelik devam etti.

Ceyhun Çakar

EkleBunu Sosyal Paylaşım Butonu

EkleBunu RSS Ekle Butonu

Öykü: Tanrıçanın Seçimi (Bölüm 1)

18 Haziran 2008 yazar CeyhunCakar, Öykülerim altında. 1 Yorum

    Gece geç saatte Aka sarayının arka kapısından saman dolu bir at arabası girdi. Birkaç muhafızın taşıdığı bir kadın ve bir erkek cesedi arabanın arkasına samanların üzerine atıldı. Her ikisi de kılıçla öldürülmüştü ve karınlarının üzerindeki kılıç yarasından samanların üstüne kan sızıyordu. İki cesedin üzeri de samanla örtüldü ve araba cesetleri şehrin dışında bir çukura atmak için yola koyuldu. Kocası, Aka kralı Agamemnon’u öldüren Klytaimnestra’ydı kadın ve onun aşığı Aigistos’du adam. Agamemnon ve Klytaimnestra’nın oğlu Orestes öldürmüştü onları ve elinde kanlı kılıcı, Aigistos’un cansız bedenin bir yana fırlatıp babasının oturmuştu. Arabacı ki cesedi tamamen soyup -elbiselerinin para edeceğini düşünüyordu- cesetleri çukura attı. Çukuru kapatırken tanrılar tanrısı Zeus Olimpos dağından onu seyrediyordu. Mutluydu. Orestes’in kral oluşunun kutlanmasını buyurdu tanrılara ve karısı Hera ile odasına çekildi. Olimpos Dağı sis bulutlarını yarıp göğe yükselirdi. Tanrılar bulutların üstünde insanlara ait çilelerden uzakta mutlu yaşarlardı ve yalnız kudretli Zeus’tan çekinirlerdi. Olimpos Dağının içinden gelen uğultuları duyarlardı. Tartaros’a yeraltına Zeus tarafından atılmış Titan’ların sesiydi bunlar. Bu sesleri duyunca titrerdi Hera. Bu yüzden başı dik açıklayamazdı Zeus’a Klytaimnestra’ya olan sevgisini. Zeus’la yalnız kalır kalmaz kapandı ayaklarına. Zeus ayaklarıyla itti Hera’nın bedenini.
“Uzak dur benden kadın. Bilirim ne isteyeceğini. Agamemnon’a ben vermiştim krallığını. Benim hükmümdü hüküm sürmesi insanlar üzerinde. Klytaimnestra bilmedi bunu, hor gördü buyruğumu ve aldı kocasının canını. Ödeyecek bunun cezasını Tartaros’ta.”
Hera’nın gözünden birkaç damla yaş geldi. Kocasına acıyla baktı.

“Bu kadar çok kin duyman niye, yüce Zeus? Klytaimnestra seninle benden daha mı fazla suçlu? Babamız Kronos’u tahtan devirip sen göndermedin mi Tartaros’a? Kronos’un bize yaptığını mı söyleyeceksin? Klytaimnestra’ya yaptığı da az mıydı Agamemnon’un?”
Hera dilini tutamayıp Zeus’u öfkelendirdiğini anlamıştı ama çok geçti. Zeus’un Zeus’un öfkesi öylesine şiddetliydi ki yıldırımlarını savurdu Hera’nın üzerine. Bir tokatla fırlattı onu ve bağırarak ağzına geleni söyledi.

“Bu haine karşı sevgin neden bu kadar büyük Hera? Sen de mi ihanet edeceksin kocana annem Rhea’nın babama yaptığı gibi? Tahta oturanı hak değil güç belirler, bunu bil. Yenilenlerle güçsüzlerin yeridir Tartaros. Ve ben acımam hükmüme karşı gelene. Bu yüzden yerin dibidir o hainin yeri ve sen de Olimpos’tan in ki yeryüzüne, öğren bana karşı gelmemeyi.”

Tuttu Hera’yı kolundan Zeus ve fırlattı Olimpos’tan aşağı.

Hera, Klytaimnestra’nın cesedinin atıldığı çukurun yanı başında saatlerce baygın yattı. Uyandığında gün yeni ışıyordu ve sisten birkaç adım uzağı görmek olanaksızdı. Üzerinde şatafatlı bir tanrıça kıyafeti yerine çamura bulanmış bir bez parçası vardı, Zeus böyle istemişti. Hera, güneş en yükseğe çıkana kadar ağladı. İşe yaramayacağını bilerek sövdü Zeus’a. Klytaimnestra’nın üstündeki toprağı avuçlayıp yalvardı Toprak Ana Gaia’ya.
“Gaia, yardım et bana. Üç gün sonra Hades Klytaimnestra’nın ruhunu senden almaya gelecek, verme ona. Kadın olmak dışında suçu yoktu. Klytaimnestra, Agamemnon’dan daha az istemedi Truva’yı. Ordunun başına geçse birçok Aka kralından daha iyi yönetirdi adamlarını.”
Hera sözünü tamamlayamamıştı, etrafındaki toprağın hareketlendiğini fark etti. Toprak, Hera’nın altında birikerek yavaş yavaş dev bir kadın şeklini aldı. Toprak-kadın ayağa kalkarak dev dizlerinin üzerinde duran Hera’yı üstünden attı. Topraktan tenini, bitki saçlarını ve saçlarının içindeki rengarenk çiçekleri görüp bu dev tanrıçadan büyülenmemek imkansızdı. Gaia’ydı o. Hera’ya baktı dev tanrıça.

Devamı (2. Sayfa)…

EkleBunu Sosyal Paylaşım Butonu

EkleBunu RSS Ekle Butonu

Şiir:Geceleyin Esen Rüzgar

14 Haziran 2008 yazar CihanCakar, Şiirlerim altında. 2 Yorum

Saat 3′e gelmekte
Gece kaplamış her yanı
Karanlık
Ama zifiri karanlık da değil
Karşı kıyıda ışıklar görünüyor
Ve
Sessizlik…
Ölüm kadar keskin ve acı
Ve somut
Uzansam dokunabilecekmişim gibi bir sessizlik
Derken rüzgar
Denizden gelen
Çok uzaklardan
Ama tanıdık
Eski dostuzdur biz
Geceleri esen bu rüzgarla
Gözlerimi kapıyorum
Rüzgar içimden akıp geçiyor sanki
Sanki ruhumun derinliklerinden
Ey rüzgar temizle ruhumu
Şeytanlarımı kat önüne götür
Götür ki ben de
Filmlerdeki iyi adamlardan olabileyim
O an
Rüzgarla beraber bir huzur doluyor içime
Hani yokluğun ortasındaymışsın
Hani boşluta yüzüyormuşsun gibi
Bir anda
Bir an
Yok oldu her şey
Geçmiş yok
Gelecek yok
İş güç yok
Hayatın dertleri yok
Aklıma gelmez hiçbiri
Ya da bu anın biteceği
Ya da bir gün elbet öleceğim
Aklıma gelmez

A.Cihan Çakar
14 Haziran 2008

EkleBunu Sosyal Paylaşım Butonu

EkleBunu RSS Ekle Butonu